Geçmişten günümüze Kadın'ın toplumdaki yeri ve Zorlukları
Kadın olmak kimine göre bir ayrıcalıktır, kimine göre de şanssızlıktır. “Cennet anaların ayakları altındadır” denilse de her gün ağlayan, üzülen, yorulan ve çırpınan annelerdir. Kadın olmak zordur şüphesiz. Karşılıksız verendir, fedakârlık edendir, koruyup kollayıp sahiplenendir.
Eski Türk devletlerinde kadınlar; aile yaşamında, miras konusunda ve devlet yönetiminde hak sahibi olarak yaşarlardı. Osmanlı döneminde ise İslamiyet’in etkisiyle kadınlar siyasi, kültürel, sosyal pek çok haktan geri bırakılmışlardı. Hatta nüfus sayımlarında bile sayım dışı bırakılıyorlardı. Aile için de bile haremlik-selamlık uygulanır, yüzleri peçe ile kapalı gezerek tamamen örtülü biçimde tanınmayacak kadar saklanmak durumunda bırakılırlardı. O dönemlerde kadın çalışmazdı, çalışamazdı. Evlenme, boşanma ve miras işlerinde hep ikinci planda olurdu.
Cumhuriyet yönetiminin ilk yıllarında gerçekleştirilen Atatürk devrimlerinin bir kısmı kadınların sosyal, kültürel, siyasi, eğitim, hukuk, aile hayatı ve çalışma hayatı olarak yeniden düzenlenmiş, kadın ile erkek arasındaki eşitsizlik giderilmesi için yeni yasalar çıkarılmıştır.
Kadına verilen çok yönlü hak ve özgürlük, ülkenin daha hızla gelişmesine, sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda da ilerlemesine büyük katkı sağlamıştır.
Kadın hakları cumhuriyet döneminde yapılan en önemli toplumsal inkılaplar arasın da yer almaktadır. Kadınlar okutulmaya başlanılmış, belli makamlara gelebilmiş, çalışma hayatında erkekler kadar verimli olduğunu ispatlayarak kendisini ve zekâsını kanıtlamıştır.
Günümüzde Kadın;
Kurtuluş savaşında erkeği ile omuz omuza savaşan, cepheye mermi taşıyan kadın günümüzde özgür, üretken, toplumun temelini oluşturan bir konumdadır.
Günümüzde kadını her alanda görmek mümkündür. Çünkü kadın hakları konularında yapılan tüm düzenlemeler Avrupa ülkelerinden çok daha önce Türk kadınına verilmiştir.

Kadının büyükanne olması yeni sorumlulukları üstlenme zamanının geldiği sinyalini verir. Kimi kadın benim çektiğim sıkıntıyı o çekmesin diye torunlarının bakımını üstlenip kendi kızı ya da gelininin çalışmasına destek verir. Kimi ben yeterince yoruldum, böyle bir sorumluluk üstlenemem sağlığım buna müsait değil diyerek fakat güvenilir bir bakıcı bularak yine kızı ya da gelininin çalışmasını arzu ederler.
Çalışan Kadın Olmak Yetenek Gerektirir.
Çalışan kadınların ev dışında da bir yaşantısı olduğundan, iş ortamı, çalışma arkadaşları, amir-memur ilişkileri, çalışma koşullarına uymak gibi ek sorumlulukları da üstlenmiş durumdadır.
Çalışan kadın olmanın zorlukları;
- Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası izinleri düşünülerek işveren tarafından işe alınması için tercih edilmemesi,
- İşe alınsa da süt izni ve benzeri kadın rahatsızlıkları ile ilgili zorluklarla karşılaşılması,
- Veli toplantılarına katılmak, çocuğunun okuma bayramı, mezuniyetleri, sene sonu balosu gibi özel günlere katılabilmek için izin alamama
- Resmi dairelerle ilgili işlemlerini halletmek, fatura yatırmak gibi işlerini mesai saatlerinde çözümlemesi gerekeceğinden yine izin alma konusunda yaşanan zorluklar.
- Bayramlar ve yılbaşı gibi günlerde farklı iş yerleri için nöbet tutma zorunluluğu ile karşılaşılan durumlar,
- Anne, baba, eş ve çocuğu gibi bir yakınının rahatsızlığı durumunda refakatçi kalabilmek için izin alamama gibi sayılabilecek çok sayıda zorluk çekmektedir.
- Ayrıca daha kısa sürede yemek yapmak, sofra hazırlayıp toplamak, temizlemek zorunda kalması,
- Günlük gazetelere göz atmak, haberleri izlemek ve gündemi takip edebilmek için daha az zamanının olması,
- Eşinin, kendisinin ve çocuklarının temiz giyinmeleri için düzenli çamaşır ve ütünün aksatılmaması,
- Akraba ziyaretleri, ahbaplarını davet ederek ikramlarda bulunmak, özel aile yemekleri gibi özel gün ve toplantılar için düzenleme ve hazırlıklara zaman ayırma gibi daha pek çok konuda hem çalışıp hem de anne ve eş olmak çok zordur. Ancak, planlı, programlı, dakik ve sistemli bir yaşam tarzı oturtulması durumunda tüm bu etkinliklerin hakkından gelmek mümkün olmaktadır.